Majorzade Sağa sola atılan, tamamlanmış veya tamamlanmamış bir takım yazılar...

Kara Kuvvetleri Komutanı Cemal Gürsel'in Başvekil Adnan Menderes'e Yazdığı Mektup

Temiz (!) darbenin temiz (!) mektubu...

1960 senesinin 3 Mayıs'ında başvekil Adnan Menderes'e iletilmek üzere bir mektup yazılır. Bu mektup Türk siyasi hayatının ilk muhtırası olacaktır. Öyle ki bu mektup daha sonra Yassıada yargılamalarında iki eski dostu karşı karşıya getirecektir.

Mektup, Menderes'e gönderilmek üzere Kara Kuvvetleri Komutanı Cemal Gürsel tarafından kaleme alınır ve Menderes'e iletilmesi üzere Ethem Menderes'e teslim edilir.

Mektup Yassıada'da sorulduğu zaman ise şu konuşmalar gerçekleşiyor:

Başkan: Şimdi bu olayların vuku bulduğu zamanda Kara Kuvvetleri Kumandanı bulunan ve halen Devlet ve Hükûmet Başkanı olan Orgeneral Cemal Gürsel size bir mektup yazmış. 3.5.1960 tarihli bu mektup inkılaptan sonra radyoda yayınlandı ve umumi efkâra bildirildi. Resmî Gazete'nin 12 Temmuz 1960 tarih ve 10549 sayılı nüshasının son sahifesinde ilan edilmiştir, neşredilmiştir. Bu mektubu aldınız mı?

Sanık Etem Menderes: Aldım efendim.

Başkan: Ne oldu?

Sanık Etem Menderes: Bu mektup bir defa şahsıma hitaben yazılmıştı. Sonra mektubun metni ve muhtevası itibariyle açıklamayı mahzurlu gördüm. O zaman sinirler çok gergindi, hadiselerin birbiri üzerine geldiği zaman, atmosfer bozuktu.

Başkan: Bu mektup inkılaptan 24 gün evvel alınmıştır.

Sanık Etem Menderes: Evet, düşündüm, müteaddit defalar okudum. O günlerde bundan zarar gelmesi ihtimalini teemmül etmek suretiyle mektubu ifşa etmemeyi lüzumlu gördüm. Fakat mektuptaki tekliflerden birinci maddesine ben vasıta olacak durumda değildim, ancak Başvekile arz edebilirdim. Başvekile; ayak üstü, Gürsel'den böyle bir mektup gelmiş olduğunu söyledim. Neler var, dedi. Birkaç maddesini kendisine söyledim.

Başkan: Ayak üstü?

Sanık Etem Menderes: Bilhassa birinci maddesini söyledim. Alttan birkaç maddesini kendisine okudum. Birinci madde çok mühimdi. Onun üzerine sustu; adeta lisan haliyle, şimdilik bunun üzerinde durmanın zamanı gelmedi gibi, lisan haliyle bir ifade hissettim. Fakat diğer maddeler üzerinde, hepimizce malum olan diğer maddeler, her gün müşahade ettiğimiz mevzulardır, bunlar üzerinde Başvekil samimiyetle harekete geçti. Bunlar tahakkuk ettirmek için ele alınmıştı. Fakat hadiseler bunları biraz geciktirmişti.

Başkan: Hiçbiri ele alınmış değil. Ele alınıp da yavaş yavaş tahakkuk edecek bir mesele değildir. Mesela şimdi tamamı da okunacak ikinci maddede şöyle deniyor; "Kabineden iyi kabul edilmeyen ve suihalleri bütün memlekete yayılmış bulunan zevat çıkarılmalı ve yeni kabine mutlaka dürüst, makbul, zorcu değil adaletli ve şefkat hissini taşıyan zevattan kurulmalıdır." Şimdi üçüncü madde, "İstanbul ve Ankara'da bulunan Vali ve Emniyet Müdürleri sür'atle değiştirilmelidir." Şimdi bunların değiştirilmesi safha safha olacak iş değil. El atılmamıştır. Şimdi bu mektup okunacak. Bu mektup ikaza kâfi değil midir? Bu mektuptaki istekler inkılaptan sonra tahakkuk etmiştir. (Cemal Gürsel tarafından sabık Millî Müdafaa Vekiline yazılmış bulunan 3.5.1960 tarihli mektup okundu.)

Başkan: Böyle bir mektubu demek ayak üstü Başbakana açabildiniz? O da şimdilik yapılacak bir şey yok dedi.

Sanık Etem Menderes: Ben o günlerde bu mektubu açıklamanın zararlı olacağı endişesinde idim. Onun için arz etmekte geciktim. Zaten aldığımız malumata göre hadiseler gevşemekte, yumuşamakta idi. Biraz daha bu gevşeme ve yumuşama istikametinde...

Başkan: 3 Mayısta yazılmış, 5 Mayısta Kızılay'da hadiseler oldu, yumuşama yok.

Sanık Etem Menderes: Mektup elime iki gün sonra geçmişti.

Başkan: Adnan Menderes'e ayak üstünde açtınız, başka kimseye bahsetmediniz mi?

Sanık Etem Menderes: Hiç kimseye efendim.

Başkan: Yazık, bunu yazan daha o vakit üç silahlı kuvvetlerden birinin başı idi. Bence tek başına yazılacak bir şey de değil. Çünkü gayet mühim ve tehlikeli. Ayak üzeri Başvekile söylemeniz ve onun da yapacak bir şey yok demesi ne kadar gaflet. Sizleri ikaza, basirete davet edecek bir şey değil mi?.. Şimdi Adnan Menderes; bu mektup hakkında ne muamele yapıldığı noktasına.

Sanık Adnan Menderes: Bu mektubu şimdi dinliyorum beyefendi.

Başkan: Hiç göstermedi mi?

Sanık Adnan Menderes: Hayır beyefendi. Yalnız Gürsel paşadan bir mektup aldığını söyledi ve Cumhurbaşkanının istifa etmesi teklif olunuyor şeklinde hülasa etti. O sırada Cumhurbaşkanının istifa etmesini ortaya koymak nasıl olur? Bir şey yapmadım. Düşündüm kaldım. Bu metni aynen görmüş olsaydım...

Başkan: İsteyecektiniz?

Sanık Adnan Menderes: Bilmiyorum, ya dalgın zamanıma rast geldi. Yalnız birinci madde üzerinde durdum ve müteakip maddelerinin üzerinde durduğumu hatırlamıyorum. Şimdi okunduğu zaman öğrendim.

Başkan: Bunu ehemmiyetle size vermiş olması, sizin ne imiş diye almanız, Cumhurbaşkanına duyurmasanız bile arkadaşlarınızla bunu müzakere etmeniz hayati mesele olarak kendisini gösteriyor.

Sanık Adnan Menderes: Hayati bir mesele olduğunu şimdi, metin okunduğu zaman anlıyorum. Bunu görmüş değilim.

Başkan: O vakit lüzum hissetmemişsiniz, şimdi hayati olduğu anlaşılıyor.

Sanık Adnan Menderes: Değil beyefendi... Yalnız Cumhurbaşkanının istifasından ibaret.

Başkan: Efendim, bunu Ahmet, Mehmet ağa filan yazmış değil, üç silahlı kuvvetlerden birinin başında bulunan zat yazıyor. Bu ehemmiyetlidir, bakalım demek icap eder. Ahmetoğlu Mehmet'ten mektup gelse, okumayabilirsiniz. Siz hükûmetin başında bulunduğunuza göre, bu mektuba alaka göstermeniz ve arkadaşlarınıza duyurmanız lazım.

Sanık Adnan Menderes: Öteden beri Gürsel paşanın Bayar'a karşı hisleri malum olduğu için zannettim ki sadece buna münhasırdır. Şimdi gördüm efendim.

Başkan: Hisleri şifahi olarak açmak var, bir de kâğıt üzerine dökmek var. Kâğıt üzerine dökünce ehemmiyet peydah eder.

Sanık Adnan Menderes: Beyefendi, nasılsa gafletime gelmiş. Ben bunu okumadım.

Başkan: Demek ikiniz de...

Sanık Adnan Menderes: Okumadım ve bu heyetiyle asla ve kat'a bana anlatılmış değildir.

Başkan: Diğer arkadaşlarınız duymadı mı?

Sanık Adnan Menderes: Hayır beyefendi, ayak üzerinde konuşuldu.

Başkan: İnkılaptan 24 gün evvel alınmış bir yazı, ehemmiyetli. Peki, münderecatına vukuf peydah etseydiniz ne yapardınız?

Sanık Adnan Menderes: Derhal kendileriyle temasa geçerdim.

Başkan: Pek büyük hata; Etem Menderes'in resmen Hükûmete takdim etmemesi ve sizin de bunu Hükûmete bildirmemeniz fahiş bir hata.

Sanık Adnan Menderes: Bu ehemmiyette görmüş değilim.

Başkan: Etem Menderes'in bunu bir tezkere ile Hükûmete takdim etmemesi, sizin de bunu, böyle bir mektup geldiğine vakıf olduğunuz halde, arkadaşlara bildirmemeniz şimdilik fahiş bir hata.

Sanık Adnan Menderes: Ehemmiyetli bir mektup olduğunu bilseydim elbette çeker alırdım.


Mektubun birinci sayfası

Mektubun birinci sayfası — Ankara, 3 Mayıs 1960.

Mektubun ikinci sayfası

İkinci sayfa: maddeler.

Mektubun üçüncü sayfası

Üçüncü sayfa ve Cemal Gürsel'in imzası.

Resmî Gazete, 12 Temmuz 1960

Resmî Gazete, 12 Temmuz 1960, sayı 10549 — mektubun tahrif edilerek neşredilmiş sureti.

Mektup hakkında bir diğer dikkat çeken şey ise mektubun tahrifata uğratılmasıdır. Yukarıdaki görsellerden ilk üçü mektubun orijinali, 4. görsel ise 12 Temmuz 1960 tarihli Resmî Gazete. Fark edileceği üzere 1. madde "Cumhurbaşkanı istifa etmelidir. Cumhurbaşkanlığına Sayın Adnan Menderes getirilmelidir" tahrifata uğratılmış ve değiştirilerek Resmî Gazete'de neşredilmiş. Bunun yanında 6 ve 7. maddeler tamamıyla kaldırılmış.

Mektubun orijinali Yassıada'da okunmak istenmiş ancak Adnan Menderes bu talebi reddetmiştir. Bir müddet zaman önce Burhan Apaydın mahkemede söylediği "Yere düşmekle cevher sakıt olmaz kadr ü kıymetten" mısrası üzerine tutuklanmıştı ancak serbest bırakılmıştı. Adnan Menderes'in avukatı Burhan Apaydın'ın anlattığına göre Menderes "Bu mektubu okutursak seni öldürürler Burhan" demiş ve mektubun okunmasını reddetmiştir ve bu olaylardan sonra tutuklanmıştır.

Durumun vehameti açıktır. Darbenin suni önderi açıkça Başvekil Adnan Menderes'in Reis-i Cumhur olmasını talep etmiş. Buna rağmen 24 gün sonra kendi ifadesiyle "cumhurbaşkanlığına getirilmesi gereken kişi"yi, halkın reyleriyle iktidara gelmiş kişiyi kalleşçe bir darbeyle silah zoruyla indirmiştir. Böyle bir darbenin meşruiyetinin sorgulanması bile bir hatadır.

Menderes bir kır at üzerinde Anadolu topraklarında dört nala gidiyor, bizlerse onların katillerini nefretle anıyoruz.

Başta Adnan Menderes, Fatin R. Zorlu, Hasan Polatkan ve Dr. Lütfi Kırdar olmak üzere; demokrasi şehitlerimiz Namık Gedik, Lütfi Şaylan, Cemil Keleşoğlu, Zakar Tarver, Faruk Oktay, Yusuf Salman, Gazi Yiğitbaşı, Yümnü Üresin, Nuri Yamut ve Kenan Yılmaz'a Allah'tan rahmet diliyorum. Hepsinin ruhları şad, mekânları cennet olsun. Bu millet, bu vatan size minnettar. Biz sizden razıyız, Allah da sizden razı olsun. İnnâ Lillâhi ve İnnâ İleyhi Râciûn.